BARTIN’DAN BAŞLAYIP DÜNYA REKORUNA UZANAN BIR VEFASIZLIK ÖYKÜSÜ
Editör : 74medya
10 Şubat 2020

BARTIN’DAN BAŞLAYIP DÜNYA REKORUNA UZANAN BIR VEFASIZLIK ÖYKÜSÜ

Abdullah Yüce; 1949 yılında askerlik için Bartın’a gelir. 4 yıllık askerlik süresinde Bartınlı Şair Hasan Bayrı ile tanışır. Bartınlı Nuri Focan’ın bestelediği “Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap” şarkısını okur. Bartın’da tanınmış bir ailenin kızıyla nişanlanır.

Ancak ne olduysa olur, Abdullah Yüce nişanı atar ve İstanbul’a gider. “Bu ne sevgi ah” şarkını kendi bestesi olarak plağa okur. Bu ilk plak tabir yerindeyse patlayıp gider. Şöhret yolu açılır. O plak, London Arşivleri kayıtlarına göre dünya rekoru bile kıracaktır.  

Bartınlı Şair Hasan Bayrı, uzun çabalar sonucu güftenin kendine ait olduğunu kanıtlar. Ancak Nuri Focan o kadar şanslı değildir. Dönemin tanığı Erkan Aşçıoğlu, o bestenin Nuri Focan’a ait olduğunu “Bartın’da Tarih” kitabında kayıtlara geçecektir.  

74MEDYA/YAŞAM/TARİH

TRT’nin 1978 tarihli nostalji programlarında karşımıza çıkan bu röportaj, Bartın’dan başlayan dramatik bir öyküye ulaştırdı bizi. İçinde aşk, ihtiras, kin, nefret öğelerinin tamamını barındıran bu eski zaman öyküsünde TRT’nin efsane sunucusu Halit Kıvanç, Yeşilçam’ın unutulmaz baba karakteri Hulusi Kentmen ile ünlü sanatçı Abdullah Yüce programda bir araya gelir. İŞTE O VİDEO: TARİH 1978

Videoyu izlerseniz, “Eee, ne var bunda” diyebilirsiniz. Hayır, hiç de öyle değil. Programda kendisini şöhrete ulaştıran “Bu ne sevgi ah, bu ızdırap” şarkısını iştahla söyleyen ünlü Türk Müziği sanatçısı Abdullah Yüce’nin kurduğu bir cümle, tam 71 yıl gizli kalmış bir sırrın yeniden gündeme gelmesini sağlıyor.

Halit Kıvanç soruyor: – Ne zaman bestelemiştiniz bu eseri?

Abdullah Yüce cevaplıyor: – 1949’da efendim.

NURİ FOCAN’DAN HİÇ BAHSETMİYOR!

Halıt Kıvanç: Zaten Abdullah Yüce denince bu şarkı geliyor akla… Nasıl oldu o besteleme efendim…

Abdullah Yüce: – Efendim 1949 yılında vatani görevim için Zonguldak’ın Bartın kazasına gittim. O askerliğim esnasında. O dönemde askerlik biliyorsunuz 4 sene idi. Uzun müddet zarfında şair Hasan Bayri ile tanıştım. Şiir onundur efendim. Ben bir müsameremde onu maznum olarak okudum. Ondan sonra bestelemeye gayret ettim. İstanbul’a gelince de plaklara okudum.

Abdullah Yüce, her ne kadar o güftenin Hasan Bayrı’ya ait olduğunu itiraf etse de bunu kanıtlamak yıllar almıştır. Güfte ve beste kendisine aitmiş gibi gösterip şöhret basamaklarını tırmanan Abdullah Yüce’ye o yolu açan iki Bartınlı, Hasan Bayrı ve Nuri Focan’dan başkası değildir.

Yarım asırdan bu yana milyonların diline nakarat olan o ünlü bestenin bambaşka bir öyküsü vardır. Dönemin tanığı, Tarihçi Yazar Erkan Aşçıoğlu, bestenin Nuri Foçan’a ait olduğunu “Bartın’da Tarih” adlı kitabında detaylarıyla anlatırken, güftenin Hasan Bayrı’ya ait olduğunu kanıtlamak için Bartın Gazetesi sahibi Esen Aliş’in ne kadar çok emek harcadığını şu cümlelerle anlatır:

NE GÜFTE NE BESTE… O SADECE OKUYANDI

Ömertepesi mevkiinde bulunan süvari birliğine İstanbul’dan gelen güzel sesli bir genç askerliğini yapmaktadır. Adı Abdullah Yüce. Güzel şarkı söylemesi, özellikle Halkevi müsiki kolundaki çalışmaları Hasan Bayrı ve Nuri Focan’la tanışmasını sağladı. O sıralarda Nuri usta, Hasan Bayrı’nın o güzel şiirini bestelemişti. Bir akşam aralarına Abdullah Yüce’yi de alarak “Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap”ı okuttular. Şarkı tam olmuş, okuyanını bulmuştu.

BARTIN’DA TANINMIŞ BİR AİLENİN KIZIYLA NİŞANLANDI

Abdullah Yüce dost sohbetlerinin aranan ismi oldu. Arkadaşlar edindi. Abdullah Yüce, askerliğinden sonra Bartın’da kalarak belediyede işe girdi ve tahsildarlık yaptı. Ramazan aylarında Kemerköprü Camii minaresinde sabah ezanları okudu. Tanınmış bir ailenin kızı ile nişanlandı. Ancak bu nişan uzun sürmedi. Nişanı bozarak ani bir kararla İstanbul’a gitti.

HASAN BAYRI DAVA AÇTI, TAZMİNAT İSTEDİ

Şarkıyı Odeon plaklarına okuması üzerine, Hasan Bayrı dava açıp tazminat talep etti. Davanın sonlarına doğru İstanbul’da bir araya geldiler. Abdullah Yüce’nin ricasını kıramayan Hasan Bayrı, tazminat talebinden ve davasından vazgeçti.

TRT’YE ESEN ALİŞ KABUL ETTİRDİ

Güftenin Hasan Bayrı’ya ait olduğunu TRT’ye kabul ettirmek zaman aldı. Bu çalışma Prof. Dr. Tayfun Akgüner’in TRT Genel Müdürlüğü zamanında yapıldı. Esen Aliş, yakın arkadaşı olan dönemin TRT Müzik Dairesi Başkanı Selçuk Aygan ile görüşerek ilk girişimi başlattı. TRT’nin istediği belgeler Esen Aliş tarafından hazırlanarak Müzik Dairesi Başkanlığına verildi. Belge olarak Bartın Gazetesi arşivleri, Hasan Bayrı’nın açtığı tazminat davası haberini yayınlayan Perde Dergisi küpürleri ve plak kapakları TRT’nin ilgili kurumunda incelendi. Neticede talep kabul edilerek, Türk Sanat Müziği Sicil Defterine güftenin Hasan Bayrı’ya ait olduğu kayıt edilerek tescil olundu.

Ondan sonra TRT repertuvarlarında Hasan Bayrı ismi söylenmeye başlandı. Hasan Bayrı’ya ilk telif ücreti de Almanya’dan geldi. Türkü – Ola plak kaset şirketinin yaptığı 600 liralık ödeme Bayrı’yı son derece mutlu etmişti. Daha sonra başka yerlerden de teklif ücretleri aldı.

Ancak beste hala Abdullah Yüce’ye ait sanılıyor. Elde bir belge de olmayınca Nuri Focan ismini kabul ettirmek kolay görünmüyor.


Erkan Aşçıoğlu, kitabında önemli bir intihal olayına ışık tutuyor. 

xxxxxxxxxx

Bu ne sevgi ah

Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap
Zavallı kalbim ne kadar harap
Nasibim olsun bir yudum şarap
Sunda içelim yarin elinden

Al şu kadehi yaşla doldurma
Düşürme yeter gönlümü gama
Gurubun rengi vurmadan cama
Ver mezesini tatlı dilinden

Bahdım sarılmış simsiyah tüle
Nemli gözlerle yalvardım güle
Uzak kalırsan bana acele
Selamlar gönder seher yelinden.

HASAN BAYRI
Hasan Bayrı: 19 Mayıs 1990’da aramızdan ayrıldı.
Abdullah Yüce: 27 Kasım 1995’te aramızdan ayrıldı.

Yorum Yap
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, hakaret ve küfür içeren, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici içeriklerden doğan her sorumluluk içeriği gönderen üyeye aittir.