×
Editör : EDİTÖRDEN
4 Mart 2020
Meclis’ten yansıyan görüntüler vicdanları bir kez daha sızlattı

Ne halt ediyorsunuz siz… Parlamentonun koca koca adamları, neye ve kime hizmet ediyorsunuz?

Her birinizin ardında en az 80 bin kişinin sorumluluğu varken.

Memleket içeride ve dışarıda tarihin en ağır sınavlarını verirken.

Bu ülkenin evlatları al bayrak için ölürken…

Orada kimi temsil ediyorsunuz siz.

Hakaret dili, sokak ağzı, yumrukların havada uçuştuğu kabadayı halleri neyin nesi ey Büyük Milletin Büyük Meclisi.

Televizyonlardan evlerimizin içine süzülen görüntüler içimizi sızlattı, vicdanlarımızı kanattı.

Üzüldük diyeceğim, tarif etmiyor.

Öfkelendik diyeceğim; anlatmıyor.

Kahrolduk desem yetmiyor.

Ne diyelim size sevgili vekiller, bu yaşananları nasıl tarif edelim.

Siz böyle ederseniz, sokaktaki eğitimi kıt insanlarımız ne yapar hiç düşündünüz mü?

Umutsuzluğumuzun, kırgınlığımızın tarifi yok bugün.

Sosyal medyaya bakıyorum, en hafif eleştiri bile “alçak”la başlıyor, “hain”le bitiyor.

Böyle mi olacaktı bizim parlamentomuz.

Biz nerelere gidelim şimdi, kimlere dert yanalım. Kimden çare isteyelim, umut bağlayalım sevgili vekillerimiz.

Geçtim düşmanlarımızı; onlara zaten artık tarif edemezsiniz.

Peki dostlara nasıl anlatacaksınız yaşananları. Hangi cümleyi kuracaksınız anlatırken mesela…

Hangi kelimeler yetecek, hangi harfler kullanılacak cümle kurmak için.

Siyaseti öğretmeye kalksak; eminim bizden çok daha fazla cümleniz var.

Medeni olmayı anlatmaya kalksak; hakaret kabul edersiniz.

Ne diyelim arkadaşlar biz size şimdi; tüm kelimeler kifayetsiz kalıyor. Hanginize diyelim?

Anadolu şehirlerinde ayrıştırıcı, kışkırtıcı dil kullananları hangi kelimelerle ikna edelim.

Evinize gittiğinizde çocuklarınıza nasıl anlatacaksınız olanları? Ya da eşinize…

Sözün bittiği yerdeyiz bugün.

Bu yaşananlara katkısı olan herkese tek bir laf edeceğim: Hepinize yazıklar olsun.

xxx

HERKES GÖREV YERLERİNE DÖNSÜN

Siyaset bir tercihler bütünüdür aslında. Siyaset edenler, milletin karşısına nasıl yapacaklarına ilişkin fikirlerini, projelerini halkın onayına sunar.

Halk kimi daha inandırıcı bulursa onu seçer. Sonra herkese de birer rol biçer.

İktidar edenler, kendilerine biçilen dönem içinde ülkeyi yönetmeye çalışır. Muhalefet edenler ise onu denetler, millete doğruları ve yanlışları anlatmakla mükelleftir.

Halkımızın tercihlerine saygı göstermek bir tercih değil mecburiyettir.

Şimdi herkes görev yerlerine dönsün milletin tepesini attırmadan.

Bu görevlerin dışındaki her davranışı, kurulan cümleyi şiddetle kınıyor…

Lanetliyorum.

xxx

SOSYAL MEDYA BELASINA DİKKAT

Türkiye Tüketici Sorunları Derneği Başkanı, Bartınlı hemşehrimiz Avukat Rıdvan Yılmaz, “Sınırsız Yeni Dünyanın Sınırları-Sosyal Medyada Hukuk” adlı kitabında anlatmış. “Sosyal medya, savaş ve terör” başlıklı bölümde aynen şöyle yazıyor:

  • …sosyal medyanın hedefi, devletteki siyasi ve toplumsal çatlakları derinleştirmek, iç kargaşa çıkarmak için halkın protesto potansiyeli olan konuları gündemte tutmak açısından işlevsel olduğu söylenebilir. Yakın zamanda “Arap Baharı” diye adlandırılan halk ayaklanmalarında Facebook ve Twitter’ın etkisi, sosyal medyanın toplumsal olaylardaki rolünü göstermesi bakımından örnektir.

Doğru söze ne denir… Aktaralım, uyaralım istedik.

0 Yorum

Yorum Yap
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, hakaret ve küfür içeren, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici içeriklerden doğan her sorumluluk içeriği gönderen üyeye aittir.