×
Editör : Şehir Zaptiyesi
17 Nisan 2020
Define toprağın altında mı kalsın! Ekonomiye kazandırmak lazım

Bartın’ın internet haber sitelerinde dün en çok ilgi çeken haberlerden biri, Kumluca’nın Dibektaş köyünde kazı yaparken 7 kişinin yakalanması oldu. Aba medya haberi “çil çil altın umuduyla kazdılar, hayatlarının şokunu yaşadılar” diye verdi. Olay medya ise “Şok baskın, kaçak kazıda vurgun yediler” başlıklarıyla.

Bizim site ise kaçak kazıda 7 kişinin jandarma operasyonu ile yakalandığını başlığıyla duyuruyordu rütin haberi.

Tabi işin içinde define olunca herkesin ilgisini çekti. Konunun haber değerini artıran unsur ise bu fedakar çalışmayı yapan arkadaşlara “sosyal mesafe” cezasının kesilmesi oldu.

Aradan birkaç da “Hırsızlık mı yaptılar, bunun neresi haber” serzenişleri geldi…

Arkadaşlar; haberlerin hiçbirinde kimseye böyle bir yakıştırma yoktu bir kere. Bu düpedüz, jandarma sorumluluk bölgesinde gerçekleştirilen asayiş olaylarına ilişkin bilgilendirmeden başka bir şey değildi.

Konuya vatandaşlarımız ilgi gösterdiyse bu basın kuruluşlarının kabahati değildi elbette.

Bir kere benim şahsi fikrim; hiçbir hazinenin toprağın altında kalmasından yana değil. Bulunmalı, çıkartılmalı ki ekonomiye kazandırılsın.

Safranbolu başta olmak üzere Anadolu’nun her köşesi, define arama ve bulma efsaneleriyle doludur. İlgi de sanırsam buradan gelmektedir.

Bu ilgiyi bilen devletimiz de konuya duyarsız kalmamış, benzer faaliyetler için yasal statü hazırlamış. Yani devlet de, bir hazine varsa bunun toprak altında kalmaması gerektiği fikrindedir.

Bu yüzden Define Arama Yönetmeliği çıkarmış.

Madem konu popüler, bizim de ahaliye bir faydamız olsun diye üşenmedim, bu yönetmeliği bulup çıkardım. Şartlar basitmiş aslında…

Der ki yönetmelik:

Devlet, define aranmasına izin vermektedir. Aramak isteyenler, arama yapacakları bölgenin müze müdürlüğüne bir dilekçe ile müracaat ederler…

Ya sonra… Dilekçede arama yeri tam olarak açıklanır.

Onu da yaptık. Eğer arama yapılacak yer, kutsal bir mekan (örneğin mezarlık ya da SİT alanı) değilse, müze müdürlüğü ‘sakınca yoktur’ yazısı verir, ruhsat verir. Bir ay boyunca arama yapılabilir. Afet ya da ciddi bir hava muhalefeti olursa bu süre uzatılır.

Peki diyelim ki, ruhsat alıp defineyi buldunuz. O vakit ne oluyor. Kural basit; yüzde 50 devlete, yüzde 50 ruhsat sahibine.

Peki arama başkasının tapulu arazisinde yapılırsa. O zaman yüzde 50 devlet, yüzde 10 tapu sahibi, yüzde 40 da arama ruhsatına sahip kişiye…

Gelelim izinsiz, yani kaçak arama faaliyetlerine. İzinsiz define aramanın cezası, 3 ay ile 2 yıl arasında değişiyor. Yok eğer, defineyi yani kültür varlığını da bulup da yurt dışına kaçırırsanız, bu ceza ikiye katlanıyor. Yok bulamadıysanız, alkollü araba kullanmak gibi ertelenen bir cezayla karşılaşabilirsiniz. Devletin yaptırımı bu.

Şasen benim gönlüm, hiçbir hazinenin toprak altında kalmasından yana değil. O yüzden bu konuya ilişkin kimin öngörüsü olan varsa sonuna kadar gitmeli.

Naçizane önerim ise bu işin izinli yapılması. Yüzde 50 neyine yetmiyor. İzinsiz yaparsan önemli bir şey olmaz, sadece karşılaştığın nahoş durum canını sıkabilir.

O bakımdan defineciler; sağlam fikri olan varsa bana da haber versin. Bulalım şu hazineyi. Yoksa patron her hafta yazı istiyor, çalışmazsam kovacakmış.

Yırtmamız lazım değil mi?

Herkese Coronasız günler dilerim.  

xxx
İletişim adresi: medya74@hotmail.com

0 Yorum

Yorum Yap
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, hakaret ve küfür içeren, kaba, müstehcen, kişilik haklarına zarar verici içeriklerden doğan her sorumluluk içeriği gönderen üyeye aittir.